Kerem ÖnderSelefilere reddiye

Ölüye Kur’an Okunur mu?

Ölen kimse, kabrinin içinde boğulmak üzere olup da imdat isteyen kimse gibidir. Babasından yahut kardeşinden veya dostundan kendisine ulaşacak duayı beklemektedir. Nihayet dua kendisine ulaştığında, bu duanın sevabı ona dünya ve dünyada bulunan her şeyden daha kıymetli olur. Muhakkak ki, hayatta olanların ölüler için hediyeleri dua ve istiğfardır." (Mişkatü’l- Mesabih, 1:723) 

Selefi: Hocam ben Işid’e karşı sempati duyan bir Selefiydim. Youtube’de sizin mezhepsizlikle ve selefilikle alakalı sohbetlerinizin tamamını izledim. Tokat yemişe döndüm. Anlattığınız şeyler birebir bize öğretilen şeylerdir. Bu ülkede oy kullanmış olan kırk milyon Müslümana müşrikler dedim, tekfir ettim. Allahı ve sizi şahit tutuyorum ki ben o bozuk akideye tövbe ettim artık Ehli sünnet yolundan ayrılmam. Yalnız sohbetlerinizi izlerken bir sohbetinizde “ölülerinize Kur’an okuyun, onları unutmayın” dediniz. Bu sözleriniz beni şüpheye sevketti. Kalbimin tatmin olması için lütfen bana delillerini yazarmısınız hocam?


Hoca: Es selamu aleyküm kardeşim,
Bazı mezhepsizler, ‘ölüye Kur’an okumak boşunadır, bir faydası yoktur’ derler. Bu hareket, bizi Kur’an’ı okumaktan uzaklaştırmak için yapılmış olan bilinçli bir çabadır. Bu batıl söz, aynı zamanda şu manaya da çıkar; Allah’ın gücü, okunan bu Kur’an’ın sevabını bir ölüye ulaştırmaya yetmez(!)
Yine bu söz, şu ayetin manasını da inkar anlamına gelir;

“Kim iyi bir işe aracılık ederse, onun da o işten bir nasibi olur…” (Nisa 85)


Vefat etmiş olan kişi, kendi ölümü sebebiyle toplanan kalabalığa en önemli nasihati vazetmiş ve büyük bir hayra vesile olmuştur. Bu sebeple kendisi için cenaze vazifelerini icra eden kalabalığın tamamının sevabının bir misli, Allah Teala tarafından mevtanın sevap hanesine de yazılır.
İbretliktir ki, ölülere Kur’an okunamayacağını savunan bir ilahiyatçı(!), babasının cenazesinde, kabrinin başına gidip Kur’an okumaktan başka yapabileceği hiçbir şeyin olmadığını görünce, en sonunda oturup Yasin suresini okuduğunu itiraf etmiştir…

Bilinmelidir ki, Kur’an’ı Kerim’in insanlara karşı üç vazifesi vardır: 1. O bir yaşam kitabıdır. Hayatımızı tanzim eder. Yaşam kurallarımızı belirler ve iki ebedi durak olan cennet ve cehennemi bize vazeder. 2. Kur’an, bir şifa kitabıdır. Bütün zahiri ve manevi hastalıklarımızda ilk başvurmamız gereken kusursuz doktor Kur’an’dır! 3. Hem diri olanlara ve hem ölmüş olanlara bir rahmet kitabıdır. Yaşayanların ölmüş olan kalplerini diriltir ve karanlıklarını güneşle yok eder. Ölülerin ruhuna hediye edildiğinde de, kabrinde nur olur ve sevap hanesini doldurur.


Özetle Kur’an-ı Kerim bir zikir, fikir, dua ve davet kitabıdır.
Bu korunmuş kitabın tesir sahası sadece dünya ile sınırlı değildir. Onun mü’min ruhlara verdiği feyiz hayatla sınırlı kalmaz. Aynı şekilde kabir âleminde de devam eder; orada iken de ruhlarımızı şenlendirir, kabrimizde nur ve ışık olur.
Bu girizgahtan sonra, şimdi konuyla alakalı delillerimize geçelim:


Geçmişlerimizin ruhuna Kur’ân’dan nelerin okunması gerektiği hususunda Peygamberimiz (aleyhisselatü vesselam) şu tavsiyelerde bulunur:

“Yasin, Kur’ân’ın kalbidir. Onu bir kimse okur ve Allah’tan âhiret saadeti dilerse, Allah onu mağfiret buyurur. Yâsin’i ölülerinizin üzerine okuyunuz.” (Müsned, 5:26)

Bu hadis-i şerif, Yasin sûresinin hem ölüm döşeğinde olan hastaya okunmasına, hem de ölmüş mü’minlerin ruhuna bağışlanmak üzere okunabileceğine işaret etmektedir. (İmam Suyuti)



Hz. Ebu Bekir’den (radiyallahü anh) rivayet edilen bir diğer hadis-i şerifte de buna işaret edilmiştir: “Kim babasının veya anasının veya bunlardan birisinin kabrini Cuma günü ziyaret ederek orada Yasin sûresini okursa, Allah kabir sahibini bağışlar.” (İbni Mace 4:274)


Yine Resulullah aleyhisselam’ın getirdiği şu misal, ne kadar açıklayıcı bir örnektir?


“Ölen kimse, kabrinin içinde boğulmak üzere olup da imdat isteyen kimse gibidir. Babasından yahut kardeşinden veya dostundan kendisine ulaşacak duayı beklemektedir. Nihayet dua kendisine ulaştığında, bu duanın sevabı ona dünya ve dünyada bulunan her şeyden daha kıymetli olur. Muhakkak ki, hayatta olanların ölüler için hediyeleri dua ve istiğfardır.” (Mişkatü’l- Mesabih, 1:723)

İslâm âlimleri, ölünün ruhuna Kur’ân okunduğu zaman peşinden bir dua ile ruhlarına bağışlanmasını tavsiye etmişler; sahabeler de bu şekilde yapmışlardır. İmam-ı Beyhakî’nin bir rivayetinde, Abdullah bin Ömer’in ölülerin ruhuna Bakara sûresinden okunabileceğini tavsiye ettiği anlatılmaktadır. (Beyhaki, 4:56)


Ashab-ı Kiramın Kur’an ayetlerini çokça okudukları ve hatmettikten sonra da kendilerince çeşitli dualar yaptıkları rivayet edilmektedir.
Şu ifadeler de Hanefî alimlerine aittir.

“Ehl-i Sünnet vel cemaate göre, bir insan namaz, oruç, Kur’an okumak, zikir, hac gibi işlediği güzel amellerinin sevabını başkasına hediye edebilir.” (Fethu’l-kadîr, 6/132; el-Bahru’r-Raik,7/379- Şamile-; Reddu’l-Muhtar, 2/263)

“Bir mezarlıkta okunan ve oradaki bütün ölülerin ruhuna hediye edilen Kur’an’ın sevabı, bölünerek mi, yoksa bölünmeden mi onların ruhuna gider?” şeklindeki bir soruya karşılık, Şafii alimlerinden İbn Hacer; “Her ölüye okunan Kur’an’ın sevabı, bölünmeden tam olarak ulaşır, bu Allah’ın geniş rahmetine en uygunudur.” diye cevap vermiştir. (Buğyetu’l-musterşidîn, s.97)


Şu halde yaptığın ibadetlerin sevabını, vefat etmiş olan sevdiklerine de hediye etmeyi diline alıştır.
Korkma, senden eksilmez!
Allah, kopyala-yapıştır yapar; kes-yapıştır yapmaz!


“Kim iyi bir işe aracılık ederse, onun da o işten bir nasibi olur. Allah her şeyin karşılığını vericidir.” (Nisa 85)


Nasıl ki sen onlara dua ediyorsan, onlar da sana dua etmektedirler bilesin.
Peygamberimiz aleyhisselam şöyle buyurur:
“Amelleriniz, kabirlerinizdeki dostlarınıza ve akrabalarınıza bildirilir. O ameller hayırlı ise sevinirler, hayır değilseler, ‘Ey Allah’ım! Onlara sana itâat etmeyi ilhâm eyle’ diye dua ederler.” (Ebu Davud – Müsned, 1903)


Enes b. Malik radiallahu anh, Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem‘in şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:


“Doğrusu, sizin amelleriniz ölmüş yakınlarınıza ve aile efradınıza gösterilir. Eğer amelleriniz iyi ise, ölmüşleriniz bu haberle müjdelenirler, şayet amelleriniz kötü ise, şöyle derler: “Allah’ım, bizi nasıl doğru yola ilettiysen, onların da doğru yola erişmeden ölmelerine izin verme!” (Ahmed ibn Hanbel – Müsned) (İmanlı ölmen için sana dua eden kabirdeki yakının, faydasız bir iş mi yapmaktadır?)


Yine Resûlullah aleyhisselam başka bir hadiste;


“Sağlığım, sizin için hayırlıdır. Siz benimle konuşursunuz, ben de sizinle konuşurum. Vefatım da sizin için hayırlıdır. Amelleriniz bana arz olunur. Hayırlı amellerinizi görürsem, Allah’a hamd ederim. Kötü amellerinizi görürsem, sizin için Allah’tan mağfiret dilerim.” (Acluni, Keşfü’l Hafa, 1/424)


Bu denli kuvvetli deliller önümüzde dururken, Kur’an’ı okumanın değil, okumamanın yollarını aramak, akıllı olan mü’minlerin tercihi değildir!
“Biz, Kur’an’dan öyle bir şey indiriyoruz ki o, müminler için şifa ve rahmettir…” (İsra 82)

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı