İbni Mesud Hazretleri tespihe karşı mıydı?

İbni Mesud Hazretleri tespihe karşı mıydı?

Selefiler diyorlar ki:
İbni Mesud Hazretleri, tespih kullanmayı caiz görmemiş ve buna
karşı çıkmıştır. Bununla ilgili de şu hadiseyi naklediyorlar:
Ömer b. Yahya, dedesinden şöyle nakletmiştir:
Sabah namazından önce, Abdullah İbni Mesud’un kapısında oturuyorduk.
Evinden çıkınca beraber mescide yürüyecektik. Ebu Musa
el-Eşari yanımıza geldi. “Abdullah daha dışarı çıkmadı mı?” diye
sordu. “Hayır” dedik. O da bizimle beraber beklemeye başladı. Derken
İbni Mesud evinden çıktı. Hepimiz kalkıp etrafını sardık. Ebu
Musa ona: “Ey Abdullah! Az önce mescitte, garibime giden, beni korkutan
bir iş gördüm. Yemin olsun ki, şüphesiz o kesinlikle hayırlı bir
iştir.” dedi.
İbni Mesud: “Neydi o iş?” diye sordu. Ebu Musa: “Beklersen sen
de görürsün.” dedi ve sonra şöyle anlattı:
“Mescitte, halka halinde oturmuş topluluklar gördüm. Her halkanın
başında bir adam, elinde çakıl taşları olduğu halde, komut veriyordu.
‘Yüz defa tekbir.’ diyordu. Topluluk bu komutu aldıktan sonra, yüz
defa tekbir getiriyordu. Sonra aynı adam, ‘Yüz defa lâ ilâhe illallah’
diyordu. Topluluk bunu söylüyordu. Sonra yine aynı adam, ‘Yüz defa

sübhanallah deyin.’ diyordu. Ve topluluk yine bunu uyuyor ve yüz defa
sübhanallah diyordu…”
Abdullah İbni Mesud: “Sen onlara hiçbir şey söylemedin mi?” diye
sordu. Ebu Musa: “Hayır, hiçbir şey söylemedim ve senin görüşünü
almak istedim.” dedi. İbni Mesud: “Sen onlara, ‘Siz bu çakıl taşlarıyla,
günahlarınızı sayın. Ben de size, bu işin hayrınızı eksiltmeyeceğine,
garanti vereyim.’ diyemedin mi?” dedi.
Sonra İbni Mesud mescide yürüdü. Biz de birlikte gittik. Mescide
gelince, bu halkalardan birine rastladı. Tepelerine dikildi. “Nedir sizin
bu yaptığınız iş?” dedi. Onlar: “Ey Abdullah, bunlar çakıl taşlarıdır.
Biz bunlarla tekbir, tehlil ve tesbihlerimizi sayıyoruz.” dediler.
İbni Mesud: “Siz o taşlarla günahlarınızı sayın. Ben de size, hayrınızın
eksiltilmeyeceğine dair, garanti vereyim. Ey Muhammed’in ümmeti,
helakiniz ne kadar da hızla yaklaşıyor. Hem de sizin aranızda
bu kadar sahabe varken; Resulullah’ın kefeni henüz nemlenmemişken;
yemek tabağı henüz kırılmamışken…” (İmam Darimî, es-Sünen, I, 79-
80, No: 204)
Selefiler bu hadiseyi gösterip diyorlar ki: İbni Mesud, zikrin taşlarla
sayılmasına karşıydı. Tespih de taşlarla saymak gibidir. Bu durumda
bunun da caiz olmaması gerekir…
Onların bu sözlerine cevabımızı, maddeler halinde vermek istiyoruz:

  1. Hadisin metninde geçen, Ebu Musa el-Eşari’nin: “Beni korkutan
    bir iş gördüm.” sözü, sadece Taberani’nin rivayetinde geçmekte
    olup; Buhari, Ahmed İbni Hanbel ve Yahya’nın zayıf gördükleri bir
    sözdür. Bu alimler hadisi, Ebu Musa’nın: “Hayırdan başka bir şey
    görmedim.” sözüyle nakletmişlerdir. Zaten hadisin devamında Ebu
    Musa’nın: “Yemin olsun ki, şüphesiz o kesinlikle hayırlı bir iştir.”
    demesi, Ebu Musa’nın, bu işi korkulacak bir şey görmediğine ve bu işi
    hayırlı gördüğüne delildir. Demek Ebu Musa, İbni Musud’a muhalefet
    etmekte ve bu işi hayırlı bir iş görmektedir.
  1. Alimlerin ekserisi, bu hadisi zayıf kabul etmiştir. Mesela:
    ● İbni Hacer Hazretleri, hadisi zayıf kabul eder. (İbni Hacer,
    Lisânü-l Mîzan, 4/378, No: 1128)
    ● Hadis hafızı ve tenkitçisi İbni Adî, hadisi zayıf kabul eder.
    (el-Kamil fi-z Zuafâ, 5/122, No: 1287)
    ● Heysemi hadisi zayıf kabul eder. (Mecmu’z-Zevâid, Babu’l-
    Umma ala’s-Sadaka bölümü)
    ● İbnu’l Cevzi: “Hadis zayıftır.” der. (ez-Zuafâ ve’I-Metrukin, 2/
    233, No: 2601)
    ● İbni Main Hazretleri, hadisin ravisi Amr hakkında şöyle der:
    “Onun rivayetleri değersizdir.” (ez-Zuafâ ve’l-Metrukin, sayfa 212, No:
    3229)
    ● İmam Zehebi, ravi hakkında şöyle der: “O en zayıflar arasında
    yer alan, itibar görmeyen birisidir.” (Mîzanü’l-İtidal, 3/293)
    ● İbni Karraş da ravi hakkında şöyle der: “O kabul görmeyen
    birisidir.” (el-Mugni)
    Daha bunlar gibi, hadisin zayıf olduğuna dair, birçok görüş nakledebiliriz…
    Hadi hepsini bir kenara koyalım ve bu hadisi sahih kabul edelim.
    Hatta İbni Mesud’un başka yerlerde, yine bu işe karşı çıktığına dair
    nakiller yapalım ve sonunda, İbni Mesud’un bu işe karşı olduğunu ispat
    edelim.
    İyi de iş bununla bitti mi?
    Naklettiğimiz hadiste, Ebu Musa el-Eşari, tespihi taşlarla saymayı
    güzel görüyordu. Bunun hakkında “Yemin olsun ki, kesinlikle hayırlı
    bir iştir.” diyordu. İbni Mesut Hazretleri alim de Ebu Musa el- Eşari
    alim değil mi? Sahabenin büyüklerinden değil mi? Niçin onun görüşünü
    tercih edemiyoruz. Buna engel olan şey nedir?

Sahabeler kendi aralarında ihtilaf edebilirler. Bizim yapacağımız
şey, sahabelerin cumhuruna, yani çoğunluğun kabul ettiği görüşe uymaktır.
Her zaman şaz görüşler olabilir. Hatta bu şaz görüşler, bazen en
büyük zatlardan da çıkabilir.
Mesela, Kur’an’ın Mushaf haline getirilmesi meselesinde, Hz.
Ebu Bekir buna karşı çıkmıştı. Şimdi Hz. Ebu Bekir buna karşı çıktı
diye, Kur’an kitap haline getirilmedi mi? Getirildi. Bakın, sahabenin
çoğunluğunun sözü, Hz. Ebu Bekir’in sözüne tercih edildi…
Başka bir örnek verelim:
Fıkıhta kenz meselesi vardır. Kenz haramdır. Kenzin ne olduğu
hususunda, Hz. Ali der ki: Dört bin dirhemden fazla mal kenzdir. Kişinin
dört bin dirhemden daha fazla malı olamaz. Dört bin dirhemden
fazlasını, sadaka vermek zorundadır.
Hz. Ali böyle derken, sahabenin ve müçtehidlerin çoğunluğu; Kenzi,
zekatı verilmeyen mal olarak kabul etmiş ve şöyle demiştir: “Zekatı
verilen mal ne kadar çok olursa olsun, kenz değildir.”
Kenz konusunda, Hz. Ali gibi, “ilmin kapısı” ünvanına sahip bir
zatın sözü kabul edilmeyip, diğerlerinin sözü kabul edilmiştir. Eğer Hz.
Ali’nin sözüyle amel edilseydi, kimsenin dört bin dirhemden fazla malı
olamazdı.
Bakın, sahabelerin de bazı meselelerde, kendi içlerinde ihtilafları
var. Bunun onlarca misalini gösterebiliriz. Sözü uzatmamak için, iki
örnekle yetiniyoruz…
Meselemiz olan tespih kullanmakta da sahabenin ekserisinin sözü
ve uygulaması, İbni Mesudun sözüne tercih edilir.
Bu makamda Selefilere şöyle soruyoruz:

  • Ey Selefiler, -hadi delil gösterdiğiniz hadisin zayıflığını, bir kenara
    koyduk ve sahih kabul ettik diyelim- siz bu konuda, İbni Mesud’dan
    başka, bu işe karşı çıkan bir sahabe gösterebilir misiniz?
    Hayır göstermezsiniz… Hâlbuki biz, birçok sahabenin tespih çekerken
    taş kullandığını, size ispat edebiliriz ve bunları kaynaklarıyla ispat
    edeceğiz.
    Demek ki, İbni Mesud zikir ve tespihi, taş ve benzeri şeylerle
    saymayı caiz görmese de diğer sahabeler bunu caiz görmüş ve
    uygulamıştır. Peygamberimiz (asm) da onların bu uygulamasına
    karşı çıkmamıştır.
    Sahabelerin uygulaması ve Peygamberimiz (asm)’in karşı çıkmaması
    ispat eder ki, zikir ve tespihi, taş ve çekirdekle saymak caizdir.
    Bunlarla saymak caizse, tespihle saymak da caiz olmalıdır. Zira tespih,
    işlevsel olarak, onlardan farklı bir şey değildir…

Benzer Konular

Bir Cevap Yazın