Delillerle İstiğase

“Ancak sana ibadet eder ve yalnız senden yardım dileriz.” ( Fatiha suresi 5 )


“İnsanlardan hiçbir şey istemeyiniz.” (İbni Mace ikame 182)



Eğer bu ayet ve hadisleri tevil etmezsek zahir manalarında insanlardan hiçbir şey istenmeyeceği gibi bir durum anlaşılıyor. O zaman bir insandan bir bardak su istemek bile bu ayete ters olur. Tabi biz burada bunu dediğimizde selefiler hemen şöyle diyor; İnsanlardan istenilen şeyler iki türlüdür, bir; insanların güç yetirdikleri şeyler. İki; insanların güç yetirmeyip, sadece Allah’ın güç yetirdiği şeyler. İnsanların güç yetirdikleri şeyler insanlardan istenilir. Allah’ın güç yetirdiği şeyler insanlardan istenmez.


Bizde cevaben selefilere diyoruz ki; Fatiha suresinde ve yukarıda zikredilen hadisi şeriflerde insanların güç yetirdikleri istenir, insanların güç yetirmedikleri istenmez diyor mu? Tabi ki hayır! O zaman nerden uydurdunuz bu izahı?

Eğer biz insanlardan bir şey istediğimizde (istiğase) ettiğimizde müşrik oluyorsak o zaman onlarda müşrik olurlar. Dolaysıyla yeryüzünde çok az insan dışında mümin kalmaz herkes müşrik olur!



Çünkü herkes bir şekilde birbirinden yardım istiyor.

Eğer selefiler deseler ki yardım istenilen kişi hazır ise yardım istenilir, hazır değil (gaip) ise yardım istenilmez. Bizde cevaben deriz ki Mezkûr ayet ve hadiste bu ayrım yapılmıyor! O halde birbirinden yardım isteyen herkes müşrik oluyor. Tabi ki sizin çarpık anlayışınıza göre…

Madem böyle müşkül bir durum var o halde mezkûr ayet ve hadisler tevil edilmesi gerekiyor. Bu müşkül duruma asrımızın büyük muhaddisi olan Seyyid Muhammed alevi el maliki kuddise sirruh şöyle bir açıklama getirmektedir;


“İstediğin zaman Allahtan iste” hadisi ne anlama gelir?



Bu hadisi şerif ve buna benzer hadisler var ki birçok kişi manasını yanlış anlayarak hiç kimsenin, hiçbir durumda Allahtan başka birisinden bir yardım talebinde bulunamayacağına delil olarak kabul etmişlerdir. Bu fasit anlayışa göre, başkasından bir şey istendiğinde dinden çıkarıcı bir şirk işlenmiş olmaktadır.



“Bir şey isteyince Allah’tan iste! Yardım isteyince Allah’tan iste”

( Tirmizi Kıyame 59, Ahmet Bin Hanbel 1/293)



Bu şekilde anlaşıldığı zaman sebeplerin kullanılmasını ve onlardan yardım alınabileceğini gösteren birçok ayet ve hadis ile çelişki arz etmektedir.


Hadisi şeriflerin zahirinden anlaşıldığı gibi Allah’tan başka hiç kimseden yardım istenemeyeceğine delalet etmiyor. Bu hadisler, iyilik yapan kimselerin yaptıkları iyilik dahi Allah’tan olduğu gerçeğinden gafil olmamamız ve mahlûkat eliyle ulaşan herhangi bir nimetin dahi Allah’tan olduğunu hatırlatmak için buyrulmuştur.

Bu durumda hadisi şerifler şu anlama gelmektedir; birisinden yardım isteyeceğin zaman bu gerçeği unutma, Allah’a tam olarak güven ve sebep perdeleri Allah’ı görmene engel olmasın. Her şey arasındaki sebep müsebbip ilişkisini gören, her şeyi birbirine bağlayıp bu ahengi kuran insanlardan ol. Kendisine gelen lütfu sadece kullardan bilip, Alla Teâla’yı unutan gafil insanlar gibi olma. Yukarıda geçen hadisi şerif dediğimiz anlamı kuvvetlendiren başka bir metinle de rivayet edilmiştir. O metnin devamında şöyle buyrulmaktadır.


“Bil ki; eğer bütün insanlar sana bir fayda sağlamak için bir araya gelse, ancak Allah’ın sana yazmış olduğu bir hususta sana fayda verebilirler. Bütün insanlar sana bir zarar vermek için bir araya gelse, ancak Allah’ın sana yazmış olduğu şey hususunda sana zarar verebilirler.”

Görüldüğü gibi hadisi şerif Allah’ın izni dâhilinde, kulların da fayda ve zarar verebileceğini ortaya koymaktadır.



Hadisi şerifin bu son kısmı, peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in muradının anlaşılması için yeterlidir. Üstelik Kur’an ve sünnet birçok yerde başkasından yardım istemeyi emretmişken nasıl olurda inkâr edebiliriz?

Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:




وَٱسْتَعِينُوا۟ بِٱلصَّبْرِ وَٱلصَّلَوٰةِ ۚ
“Sabır ve namaz ile yardım isteyiniz.”

(Bakara suresi 45)


فَأَعِينُونِى بِقُوَّةٍ
“Bana kuvvet ile yardımcı olun.”

(Kehf suresi 95)


Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in ihtiyaç sahiplerine, zorda kalan ve sıkıntısı olanlara yardım etmeye teşvik eden hadisleri mevcuttur.

Buhari ve Müslim’den rivayet olunur;

“Kim kardeşinin ihtiyacını görürse Allah’ta onun ihtiyacını görür.”

Taberani ’den rivayet olunur. Allah resulü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur;


“Allah, bazılarını, insanların ihtiyaçlarını gidersin diye yaratmıştır. Bir ihtiyaçları olduğu zaman insanlar onlara sığınırlar. İşte bu kimseler Allah’ın azabından emindirler.”

Eğer insanlardan yardım beklemek ve yardım istemek şirk olsaydı o zaman bu ayet ve hadisler emredilmezdi.

Bundan anlaşılıyor ki; Bir kimsenin “Ya Resulallah görmeyen gözlerimi iyileştir.” Veya “Hastalığımı gider” demesi hakikatte “Bana şu hususta şefaat et.” Anlamına gelir.

Peygamber Efendimiziz sallallahu aleyhi ve sellem’in yardım etmesi ise fiili bir duadır. Hakikatte yardım eden Allah’tır.

Allah Teâlâ ayeti kerimede şöyle buyurmuştur:


وَمَا رَمَيْتَ إِذْ رَمَيْتَ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ رَمَىٰ ۚ
“Attığın zaman sen atmadın Allah attı.”

(Enfal suresi 17)



Bu ayeti kerime meselenin izahı için yeterlidir.

Benzer Konular

Bir Cevap Yazın