İbni Mesud Hazretleri tespihe karşı mıydı?

İbni Mesud Hazretleri tespihe karşı mıydı?

Selefiler diyorlar ki:İbni Mesud Hazretleri, tespih kullanmayı caiz görmemiş ve bunakarşı çıkmıştır. Bununla ilgili de şu hadiseyi naklediyorlar:Ömer b. Yahya, dedesinden şöyle nakletmiştir:Sabah namazından önce, Abdullah İbni Mesud’un kapısında oturuyorduk.Evinden çıkınca beraber mescide yürüyecektik. Ebu Musael-Eşari yanımıza geldi. “Abdullah daha dışarı çıkmadı mı?” diyesordu. “Hayır” dedik. O da bizimle beraber beklemeye başladı. Derkenİbni Mesud evinden çıktı. Hepimiz kalkıp etrafını sardık. EbuMusa ona: “Ey Abdullah! Az önce mescitte, garibime giden, beni korkutanbir iş gördüm. Yemin olsun ki, şüphesiz o kesinlikle hayırlı biriştir.” dedi.İbni Mesud: “Neydi o iş?” diye sordu. Ebu Musa:…

Devamını Oku

İmâm Alusi Tevessülü Caiz Gördü mü?

İmam Alusi Hazretlerinin tevessülü kabul etmediği sözlerine geçelim. Bakalım, o ne demiş? İmam Alusi Hazretleri, “Ruhu’l-Beyan” isimli eserinde, PeygamberEfendimiz (asm)’in zatı ve makamı ile tevessül edilebileceğini beyan ediyor. (Alusi, Ruhul Beyan, VI, 128)Yine aynı eserde, Allah katında üstün bir yeri olduğu kesin bilinenkimseyle de tevessül edilebileceğini söylüyor. Yani İmam Alusi’ye göre, “dostlarının hatırına” denilebilir, ancak “dostun Ahmed Efendi hatırına” denilemez. Çünkü Ahmed Efendinin Allah katında rütbesi var mı yok mu bilinmiyor. Bu yüzden onunla tevessül, Allah’a karşı bir cürettir.İşte İmam Alusi Hazretleri böyle diyor. O’na şöyle cevap verilebilir: “Burada hüsnüzan…

Devamını Oku

İmam Azam Hazretleri tevessülü mekruh görmüşmüdür?

imam azam tevessül

İmam Azam Hazretleri tevessülü mekruh görmüştür. Yine İmam Alusi Hazretleri de tevessülü caiz görmemiştir. Bu iki büyük İmamın tevessülü caiz görmemesi, tevessülün caiz olmaması için kâfi bir delildir

Devamını Oku

İmam-i Âzam ve İmam Âlusi Hazretleri gerçekten tevessülü inkar etmiş midir?

imam azam tevessül

İmam Azam Hazretleri tevessülü mekruh görmüştür. Yine İmam Alusi Hazretleri de tevessülü caiz görmemiştir.

Bu iki büyük İmamın tevessülü caiz görmemesi, tevessülün caiz olmaması için kâfi bir delildir.

Devamını Oku

Kabir Hayatı deli 5: Âli İmran suresi 169. Ayet

Kabir hayatının hak olduğuna dair göstereceğimiz Beşinci Delil, Âl-i İmran suresinin 169. ayetidir. Bu ayet-i kerimede şöyle buyrulmuştur: وَلاَ تَحْسَبَنَّ الَّذِينَ قُتِلُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَمْوَاتًا  Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler zannetmeyin!  بَلْ أَحْيَاءٌ  Bilakis onlar diridirler  عِنْدَ رَبِّهِمْ يُرْزَقُونَ  ve Rableri katında rızıklanırlar. Şimdi, bu ayet-i kerimeyi tahlil edelim: Bu ayet-i kerimede, Allah yolunda öldürülenlerin ölü olmadığı ve Allah katında rızıklandırıldığı haberi verilmektedir. Hatta İmam Şafi Hazretleri bu ayeti delil getirerek, şehidin yıkanmayacağı ve üzerine cenaze namazı kılınmayacağına hükmetmiş ve şöyle demiştir: “Şehide cenaze namazı kılınmaz. Zira cenaze namazı ölünün üzerine kılınır.…

Devamını Oku

Kabir Hayatı deli 4: Bakara suresi 28. Ayet

Kabir hayatının hak olduğuna dair göstereceğimiz Dördüncü Delil, Bakara suresinin 28. ayetidir. Bu ayet-i kerimede şöyle buyrulmuştur: كَيْفَ تَكْفُرُونَ بِاللَّهِ Allah’ı nasıl inkâr ediyorsunuz,  وَكُنْتُمْ أَمْوَاتاً فَأَحْيَاكُمْ  Halbuki sizler ölüyken sizleri o diriltti,  ثُمَّ يُمِيتُكُمْ  Sonra sizleri öldürecek, ثُمَّ يُحْيِيكُمْ   sonra sizi diriltecek,  ثُمَّ إِلَيْهِ تُرْجَعُونَ  Sonra da ona döndürüleceksiniz. Şimdi, bu ayet-i kerimeyi tahlil edelim: Ayetin başında geçen,  وَكُنْتُمْ أَمْوَاتاً فَأَحْيَاكُمْ  Sizler ölülerken sizleri diriltti, ifadesindeki  أَمْوَات  tabiri “ölüler” demektir. Bundan maksat: Kendisinde hayat olmayan ve babaların bel kemikleri arasında olan menilerdir. Demek bu ifadeyle insanın ilk haline dikkat çekilmiş ve babalarının sulbündeki hâli nazara verilmiştir. İnsan, bu halinde…

Devamını Oku

Kabir Hayatı deli 3: Mümin suresi 46. Ayet

Kabir hayatının hak olduğuna dair göstereceğimiz Üçüncü Delil , Mümin suresinin 46. ayetidir. Bu ayet-i kerimede şöyle buyrulmuştur: وَحَاقَ بِآلِ فِرْعَوْنَ سُوءُ الْعَذَابِ Ve Firavun’un adamlarını o kötü azap kuşattı.  النَّارُ يُعْرَضُونَ عَلَيْهَا غُدُوًّا وَعَشِيًّا  Onlar sabah-akşam ateşe arz olunurlar.   وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ ve kıyamet kopacağı gün (şöyle denilecektir.)  أَدْخِلُوا آلَ فِرْعَوْنَ أَشَدَّ الْعَذَابِ  Firavun hanedanını azabın en şiddetlisine sonkun! Şimdi bu ayet-i kerimeyi tahlil edelim: Ayet-i kerimede, وَحَاقَ بِآلِ فِرْعَوْنَ سُوءُ الْعَذَابِ  Ve Firavun’un adamlarını o kötü azap kuşattı, buyrularak, Firavun ve adamlarını kötü bir azabın kuşattığından bahsedilmektedir. Bu azap, onların denizde boğulmasıdır. Ayetin devamındaysa, Firavun ve adamlarının sabah-akşam ateşe arz…

Devamını Oku

Kabir Hayatı deli 2: Tevbe suresi 101. Ayet

Kabir hayatının hak olduğuna dair göstereceğimiz İkinci Delil, Tevbe suresinin 101. ayetidir. Bu ayet-i kerimede şöyle buyrulmuştur: وَمِمَّنْ حَوْلَكُمْ مِنَ اْلأَعْرَابِ مُنَافِقُونَ  Çevrenizdeki bedevilerden münafıklar vardır.  وَمِنْ أَهْلِ الْمَدِينَةِ مَرَدُوا عَلَى النِّفَاقِ  Medine halkından da münafıklıkta ısrar edenler vardır.  لاَ تَعْلَمُهُمْ نَحْنُ نَعْلَمُهُمْ  Sen onları bilmezsin, onları biz biliriz.  سَنُعَذِّبُهُمْ مَرَّتَيْنِ Biz onları iki kere azaba uğratıcaz.  ثُمَّ يُرَدُّونَ إِلَى عَذَابٍ عَظِيمٍ Daha sonra da büyük bir azaba döndürülecekler. Bu ayette, “İki kere azaba uğratacağız.  Daha sonra da büyük bir azaba döndürülürler.” ifadesiyle üç azaptan bahsedilmektedir. Ayette geçen bu üç azaptan birincisi dünya azabı, ikincisi ise kabir azabıdır. Kabir…

Devamını Oku

Kabir Hayatı delili 1: Mümtehine suresi 13. Ayet.

Sevgili kardeşlerim, asrımızın bir kısım insanını anlamak ne kadar da zor! Bilhassa kendini âlim zannedenleri… Zira Müslümanlar on dört asır boyunca kabir hayatına iman ederken ve “Ey Allah’ım, bizi kabir azabından koru.” diyerek Allah’a sığınırken; şimdi kendini âlim zanneden bir kısım insanlar kabir hayatını inkâr etmekte, sözde buna Kur’an’dan da deliller getirmektedir. Yani –hâşâ- sahabeler, müçtehitler ve on dört asır boyunca yaşamış bütün allameler Kur’an’ı anlayamamış ve olmayan bir hayatın varlığına iman etmiş de sonra bunlar gelerek doğruyu bulmuşlar. Yine kendini âlim zanneden bu kişilerin delil olarak gösterdiği Kur’an ayetlerini on dört asır…

Devamını Oku

Cariyenin Allah Nerededir hadisi

sinan yılmaz

Selefilerin delil olarak gösterdiği, اَيْنَ اللَّهُ“Allah nerededir?” hadisini tahlil edeceğiz. اَيْنَ اللَّهُ hadisi şöyledir: Efendimiz (asm), bir cariyenin Müslüman olup olmadığını anlamak için, ona, “Allah nerededir?” diye sormuş. Cariye bu soruya cevaben “Allah göktedir.” demiş. Daha sonra Efendimiz (asm) “Ben kimim?” demiş. Cariye: “Sen Allah’ın Resulüsün.” deyince, Efendimiz (asm), onun Müslüman olduğuna hükmetmiş. Selefiler bu hadisi delil gösterip diyorlar ki: Peygamberimiz (asm), cariyenin “Allah göktedir.” sözünü kabul etmiş ve onun Müslüman olduğuna hükmetmiştir. Demek Allah göktedir. Yine bir kimsenin, Müslüman olup olmadığını anlamak için, kendisine bu soru sorulur. Allah’ın gökte olduğunu söylerse, Müslüman olduğuna hükmedilir. İşte Selefiler…

Devamını Oku